|
tatil otel ve tur haberlerini
bizden takip ediniz.
|
paris hakkında yararlı bilgiler
paris geceye olgunlukla bakan yaşlı şehirdir.
Kategori |
: paris turu |
Yorum Sayısı |
: 0 |
Okunma |
: 2944 |
Tarih
Paylaş |
: 14 Nisan 2009 12:08 |
Geleceğe olgunlukla bakan yaşlı şehir Saadet İşıl Aksoy “Ne İstanbul gibi eğlenceye aç, değişime açık, hemen büyümek isteyen bir ergen ne de New York gibi fettan, insanın aklını başından alan çapkın bir orta yaşlı” olarak tanımladığı Paris’i anlattı. size söylemek isterim: Trafiğin akış yönünde ve sağdan gitmek. Şehri görmenin en güzel yolu, ne şu üstü açık otobüslerden birine binmek, ne taksiyle dolanmak, velibinize atlayıp keyfinize göre ya da elinizdeki harita doğrultusunda gezinmek. Frank Sinatra “Paris her mevsim güzel” demiş ama ben yine de baharda gitmenizi tavsiye ederim. Soğuklarda sadece ısınmak için hoşunuza gitmeyen kafelere girmek ya da devamlı yerin yedi kat altındaki Şehri bisikletle gezin. Yemek yemek veya bir şeyler içmek için Chatelet metro istasyonu yakınlarında Le Tambour’u bir akşam ziyaret edin. Genelde kalabalık oluyor ama misatirperver sahibi ve çalışanları size mutlaka bir yer ayarlarlar. Barda oturmuş içkinizi yudumlarken, mekanın uzun beyaz saçlı ve sakallı harika sahibinin arkanızda sosyalizmden ve Marx’tan bahsettiğini duyup bir anda siz de kendinizi sohbetin içinde bulabilirsiniz. (41 rue Montmartre, Tel: 00331 402621 98) Tavsiye edebileceğim bir başka mekan da 1686’dan beri hizmet veren Paris’in ilk restoranı Saint Germaine’deki Le Procope. Özellikle deniz ürünlerini seviyorsanız burada bol seçenek ve harika bir atmosfer var. (13, rue Ancienne Comedie,Tel: 0033 1 4046 79 00) Yine Saint Germaine’de bulunan, zamanında Jean Paul Sartre’ın ve Simon de Beauvoir’ın tartışmalarına ev sahipliği yapmış, Hemingway’in uğrak mekanlarından bir olmuş Les Deux Magots’ya uğrayıp bir milföy tatlısı yemenizi tavsiye ederim. (6 Place St Germain des Pres, Tel: 00331 45485525) Eytel Kulesinin ikinci katındaki ve Centre Pompidou’nun üst katındaki restoranlar da yemek ve manzarayı birleştirmek isteyenler için ideal. Yalnız bu iki yer için de önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Ancak en güzel yemek keyfini Eyfel’in etratındaki çimlerde veya Seine Nehri kıyısında yaşayabileceğinize garanti veririm. Tek yapmanız gereken örtünüzü, şarabınızı, kadehlerinizi ve yol üstünde bir Boulangerie’den (ekmek, çörek, kurabiye satılan dükkan) baget ekmeğine yapılan sandviçlerden almak ve yerinizi kapmak. Eytel Kulesi’ne gün batımında çıkmanızı öncesinde de çimlerde yayılıp şarap keyfi yapmanızı öneririm. Aynı keyfi Seine Nehri kıyısında da yapacaksanız, Pont Neut’un aşağısına inip, oradaki küçük alanda günbatımında yerinizi alın ve yine kağıt kaleminizi yanınızda bulundurmayı unutmayın. metrolara binerek Paris’i gezdiğinizi sanmak, bol gezilerinde soğuktan ağlamak çok keyifli olmayabilir. Velib dışında birkaç kez metroya da binmelisiniz, her an her yerde karşınıza çıkan grev veya protesto yürüyüşleri için insanlar metrolarda toplanıp gidiyorlar ve belki siz de birine denk gelip kalabalığa karışabilirsiniz. Metro, aynı zamanda Paris’in aslında çok da misafirperver bir kent olmadığını anlamak ve gerçek Parisli’yi görmek için doğru adres olabilir. Ne kadar Paris artık insan kalabalığından bunalmış olsa da, Parisliler’in Ingilizce bilseler de konuşmadıkları koca bir yalan. Tek yapmanız gereken “Excuse-moi, parlez-vous anglais?” (Ingilizce biliyor musunuz?) diye sormak, gerisi zaten imkanlar el veriyorsa geliyor. Her ilgi alanına yönelik müze bulabileceğiniz şehirde her turistik gezide olmazsa olmaz müzeleri görüp görmemek sizin tercihiniz. Sadece Mona Lisa’yı görmek için Louvre’a ya da sadece Rodin’in ‘Düşünen Adam’ heykelini görmek için Musee D’Orsay’a gidecekseniz gitmeyin diyemiyorum ama gezdikten sonra bile hala sadece bu iki eserde takılıp kalmayın. Benim Paris’teki favori müzem Centre Pompidou. Çıktığınızda elinizde kağıt kaleminizi hazır bulundurun; çünkü yazma isteğinize hakim olamayabilirsiniz. Klasikçilerin Pars’e yaraşır bulmadığı bu bağırsakları dışarıda binayı, hemen yanındaki havuzunu, etrafındaki dükkanları görmenizi tavsiye ediyorum. Paris’te etkinlik kaçıracağım diye sakın üzülmeyin; çünkü şehirde dolaşırken, müzelere ve çeşitli sergilere gittikçe elinize yeni Flyerlar geçiyor ve yeni sergiler, Film gösterimleri, tiyatrolar keşfed iyorsunuz. Metroda ve sokaklarda dolaşırken de çevrede gördüğünüz posterlerde ilginizi çeken etkinliklerle karşılaşabilirsiniz ama özellikle dünyaca ünlü Ingiliz tiyatro yönetmeni Peter Brook’un tiyatrosu Bouffes du Nord’daki oyunları internet sitesinden takip etmenizi öneririm. Ayrıca Comedie Française’de de ilginç oyunlara denk gelebilirsiniz. Centre Pompidou’nun yanında bulunan MK2 adlı sinemada da tüm dünyadan bağımsız filmlere rastlayabilirsiniz. Bu arada müzelerin ücretsiz veya indirimli günlerini takip etmek, oyunların veya gösterilerin de son bir saatlik indirimli biletlerinden Faydalanmanın daha hesaplı olacağını hatırlatayım. Kağıt kaleminizi hep yanınızda bulundurun, Paris tatilinizi Montmartre’da bitirmekte fayda var, Paris’in en tepesindeki bu şirin turistik semtte dondurma yiyip yürüyüş yaparak günün tadını çıkarabilirsiniz. Sacre Coeur Kilisesinin önündeki merdivenlerde oturup sokak şarkıcılarını dinlerken, sokakta şov yapanları, dans edenleri izlerken saatlerin nasıl geçtiğini anlamoyacaksınız. Tabii ki Paris’i Eyfel dışında başka bir yerden tepeden görmek de ayrı bir keyif. Biliyorum birçoğumuzun Paris aşkı ‘Moulin Rouge’ filmiyle pekişti. Ne var ki Moulin Rouge’a gittiğinizde bir hayal kırıklığı yaşamanız olası; çünkü genelevlerin ve seks shopların bulunduğu dökük bir mahallede kapa siyah takım elbiseli adamların durduğu sıra sıra otobüslerden kuzeyli turistlerin indiği turistik bir revüden başka bir şey bulamayacaksınız. Bir de Champs Elysees’de kocaman Louis Vouitton mağazası dış nda artık kayda değer hiçbir mağaza bulunmuyor. Yalnız gece hayatı ve kafeleri için hala tercih edilen bölgeler arasında bulunuyor. Notre-Dame, Le Pont des Artistes, Pantheon, Saint Michel, Arc de Triomphe, Tracadero, La Defense, Opera... Bütün bunlar Paris’te görülmeye değer yerler arasında ama siz sürprizlere açık olun ve buralara da gitseniz, kendinizi şehrin büyüsüne bırakıp sizi başka yerlere yönlendirmesine izin verin. Tavsiyem gezi boyunca yanınızda fotoğraf makinesinden daha da öncelikli olarak kağıt kalem taşımanız. Paris’i bir de kendi kaleminizden okuyun! Alışveriş keyfini atlamayın Paris’in keyfini çıkarıyorsunuz, birçak yerini gördünüz, şehir ruhu içinize işlemeye başladı ama artık açıkçası sokaklarda pek rastlayamadığınız şu Paris modasını keşte çıkmak istiyorsunuz. Galerie Latayette ve Printemps’ın da bulunduğu Operada kurulmuş olan zincir mağazaları zaten dünyanın her yerinde bulabilirsiniz, bunun yerine önerim daha arilinal ve daha çok Paris tadını taşıyan mağazaları tercih etmek. Tabii ki Lafayette’te ve Printemps’da özellikle indirim varsa başarılı tasarımcıların ürünleri çok çekici olabiliyor ama buralarda harcama yapmadan önce La VaIlee Villagea mutlaka zaman ayırın. Paris’ten bindiğiniz Disneyland treniyle (Disneyland’dan bir önceki durak) ortalama bir saatlik yolculukla ulaşacağınız bu outlet cennetinde tüm gününüzü geçirebilirsiniz. Etienne Marcel metro istasyonuna yakın Killiwatch adlı ikinci el ürünlerin de bulunduğu mağazada çok tarklı ürünlerle karsılaşabilirsiniz. Yine ilginç ve tasarım ürünler bulmak istıyorsanız Saint Honore Caddesi’ndeki Collette de gideceğiniz yerler arasında bulunsun. Dmozonline Alışveriş yapmayı düşünmüyor bile olsanız, bence Colette’in içini, tasarımını görmek bile keyifli. Üstelik Louvre’u ve Jardin du Tuileries (lale bahçelerini) gezdikten sonra da Colette’e uğrayabilirsiniz. Yine küçük butikler ve tarklı tasarımlar için Saint Germainel ve Etienne Marcel’i tercih edebilirsiniz. Bastillede ve Paris’in çeşitli yerlerinde kurulan bitpazarlarında da kıyafetin yanı sıra kitaplar, CDler, posterler, ev eşyaları, her türlü ürünü bulabilirsiniz. Kitap alışverişi için aklıma gelen ilk isim ‘Before Sunset’ filminden beri yüreğime kazınmış olan Shakespeare and Company. Çoğunlukla Ingilizce kitap bulunan bu kitabevinde saatlerinizi geçirebilir hatta çalışanlardan Paris’teki sergi ve kültürel etkinliklerle ilgili de bilgi alabilirsiniz.
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
|