turlar-tur şirketleri-oteller

Tur şirketleri ,Akdeniz ,Yurtiçi ,Yurtdışı turlar.

turlar | tur firmaları firmanızı ekleyin | tur şirketi nasıl seçilir ? | Turu ya reklam verin | yasal uyarılar | tur ara | sitene ekle | RSS EKLE

tatil otel ve tur haberlerini bizden takip ediniz.

Kopen hag-Odense turları tatili danimarka

Kopen hag-Odense Iskandinavyanın Akdenizlisi Danimarka küçük bir ülke olmasına rağmen kültür, sanat, moda dünyasına önemli isimler kazandlrmış

Kategori  Kategori : Kopen hag-Odense turu
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 2496
TarihTarih
 Paylaş
: 21 Ekim 2008 10:24

 

 

 

Özel Arama

Kopen hag-Odense
Iskandinavya’n in
Akdenizlisi
Danimarka küçük bir ülke olmasına rağmen kültür, sanat, moda dünyasına önemli isimler kazandlrmış. Ayrıca sanayi ve endüstriyel anlamda dünya çapında birçok şirkete sahip. Başkenti Kopenhag ise tüm bu unsurları içinde bulunduran şirin, eğlenceli bir şehir; sanki bir Akdeniz ülkesinden kopmuş gibi. Danimarka’da doğup büyüyen Tülin Şahin Kopenhag’ı bizim için yazdı.
B ildiğiniz gibi Kuzey’in en sıcak ülkesi olan Danimarka’da doğup, büyüdüm. Tabii ki sıcaktan kastım iklim değil. Çoğu kişi Danimarka’yı lskandinavya’nın Akdenizlisi olarak tanımlar. Bunun esas sebebi insanlarının diğer Iskandinav ülkelerine göre
daha sıcak olması, küçük dar sokakları, şirin kafe ve restoranlarının olmasıdır. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı bu şirin ülkede geçirdim. Elimden geldiğince benim gözümle Danimarka’yı anlatmaya çalışacağım. Mesleğim gereği çok seyahat ettiğim için, doğal olarak da çok sevdiğim ve takip ettiğim dergilerin başında gezi dergileri geliyor. Böyle bir dergi hazırlanacağı fikrini öğrenmek benim için çok güzel bir sürpriz oldu. Beni ilk sayıya kapak yapmak istediklerini söylediler. Kapağın dışında bize en sevdiğiniz yerleri de yazmanızı istiyoruz dediklerinde gerçekten havalara uçtum. Tek problem imiz vardı. Zamanl Evet, kapak çekimi için benim iş programımdan ve seyahatlerimden bir türlü fırsat olmayacaktı. Peki, ama seyahatlerimden biri Kopenhag’a olacaktı, orada çeksek? Viking şapkamla, denizkızı, Tivoli... Çok güzel olmaz mı? En Kuzey Avrupa’dan Akdeniz’e uzanan bir kızın öyküsü. Sağ olsunlar, kabul ettiler, benim kadar heyecanlandılar ve hemen kareleri gözlerinin önünde canlandırdılar.
Mesleğimden dolayı dünyanın birçok şehrini ve ülkesini
görme hatta yaşama fırsatı buldum. Bence dünyanın en
güzel şehri Istanbul. Bu yüzden kendimi çok şanslı hissediyorum.
hissediyorum. Fakat şansım sadece Istanbul’da yaşıyor
olmak değil, Danimarka’da doğup büyümek de diğer bir
şansım. Dünyada yapılan birçok ankette ve araştırmaya
göre Kopenhag dünyada yaşanabilecek en ideal şehir. Acaba neden? Danimarka sosyal konfor açısından
gerçekten çok üst düzey bir ülke; eğitim, sağlık, sosyal
haklar, hukuk, yaşam standartları tarif edilemeyecek kadar
gelişmiş. Çok küçük bir ülke olmasına rağmen kültür,
sanat, moda dünyasına önemli isimler kazandırmış bir ülke. Ayrıca sanayi ve endüstriyel anlamda birçok dünya
çapında şirkete sahipler. Başkent Kopenhag ise tüm bu unsurları ıçınde bulunduran şırın, egienceiı bır şenır, sankı bir Akdeniz ülkesinden kopmuş gibi. Ozellikle seyahatseverlerin mutlaka görmesi ve yaşaması gerekiyor. Danimarka deyince çoğu kişinin aklına, tarihte tüm dünyaya nam salmış Vikingler geliyor. Vikingler maceraperest ruhları, savaşçı kişilikleri, cesaretleri ile dünya tarihinin vazgeçilmez kahramanları arasında yer alıyor. Onlarla ilgili birçok filme, kitaba ve sergiye rastlamışsınızdır. Tabii Vikingler çoğu insana barbar ve vahşi çağrışım da yapmıyor değil. Ama hemen belirtmeli günümüz Danimarkası dünyanın en demokrat, en barışçı ve insan hayatına en değer veren ülkelerin başında geliyor. Danimarkalılar’a Vikingler’den kalmış tek miras usta denizcilikleri ve seyahat etmeyi çok sevmeleri. Sanırım genel hatları ile Danimarka hakkında bir şeyler anlatabildim. Şimdi sıra size benim gözümle Kopenhag ve doğup büyüdüğüm şehir olan Odense...
Masalcı Andersen’in masal gibi şehri
Danimarka iki ada ve bir yarımadadan oluşuyor. Almanya’ya sınırı olan Jylland Yarımadası benim şehrim Odense’nin bulunduğu ada Fyn ve Kopenhag’ın bulunduğu Sl adası Odense, Danimarka’nın üçüncü büyük şehri. Işte ben ve kardeşim burada üçüncü kuşak olarak dünyaya geldik. Ben ve benden sonraki kuşağa Danimarkalılar ‘New Danish’ diyorlar. Çünkü birinci ve ikinci kuşak gibi Danimarkalılar ile aramızda uçurumlar yok. Biz de onlar gibi lisanlarını aksansız ve akıcı bir şekilde konuşuyoruz, onlar gibi düşünebiliyoruz ve anlar gibi yaşayabiliyoruz Yani, daha önceki kuşağın yaşadığı uyum problemlerini ben ve benden sonrakiler yaşamadı ve yaşamayacak.
Dünyaca ünlü masalcı Hans Christian Andersen’ın yaşamış olduğu şehir Odense’de doğup büyümek benim için çok güzel bir duygu. HC. Andersen ile bir başka ortak noktam ise “Gezmek yaşamaktır” diye özetlediği
yaşam felsefesi. Çoğu kişinin Odense’i bilme sebebi H.C. Andersen’dir. Zaten Andersen’in yaşadığı bölge ve ev Odense’in turistler tarafından en çok ziyaret edilen yeri. Bu bölgenin içinde müze, restoran, kafe ile H.C. Andersen’in yazdığı masal kitaplarının satıldığı dükkanlar bulunuyor. Ne zaman hala orada yaşayan ailemi ziyarete gitsem bu bölgeyi gezerim. Odense gerçekten küçük bir şehir ama sahilinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Odense’in bulunduğu ada Eyn’den trenle veya arabayla Jylland’a geçebilirsiniz. jylland’ın Billund şehrinde çocuklarınızı Legoland’e götürebilirsiniz.
Her ne kadar Odense küçük ve sakin bir yer olsa da, her gittiğimde çok mutlu olurum. Eve gider gitmez hemen annem ve babam ile bisikletlerimize biner ve gezeriz. Yorulunca Kongens Have (Kralın Bahçesi) çimlerinde oturup soluklanır, ardından dondurma yeriz. Ya da küçük küçük pasajiarda kafelerde oturur hasret gideririz. Şehirde çocukluk ve sınıf arkadaşlarıma rastlayabilirim. Rastlayabilirim diyorum çünkü onlar da tıpkı benim gibi ülkeden taşınıp başka yerlere yerleştiler. Oğretmenlerime rastlarım. Yani ara sıra bu yoğun ve stresli iş hayatı programımdan sonra araya birkaç günlüğüne her zaman .
tabii esas olay Kopenhag. Müzeler, Tivoli, Christiania, Amelienborg (kraliçenin yaşadığı sarayın adı), The Little Mermaid küçük denizkızı), Nyhavn, Ströget meşhur uzun alışveriş caddesi)... Köbenhavn, Danimarkaca’da ‘ticaret limanı’ veya ‘tüccar limanı’ anlamına geliyor. ‘Havn’ Danimarkaca ‘liman’ demek, ‘Köben’ ise satın almak.
Tivoli’de ilk ve en eski rollercoaster’lara binmenin yanı sıra tiyatrolara, konserlere ve etkinliklere de denk gelebilirsiniz. Içindeki tam 37 restoran her damağa hitap ediyor. Bira evleri, kafeler, lunapark, 160 bin çiçeğin süslediği ve 110 bin ampulün aydınlottığı Tivolt’yi çocuğunuz olsun olmasın mutlaka görmeniz lazım. Kraliçe, Tivoli’de 60. yaşını kutladı fazla söze gerek var mı? Akşam yemekleri için Tivoli’de Divan 2 ve Perlen restoran ları na rezervasyon yaptırma nızı tavsiye ederim. Yıllardır popülerliklerini koruyorlar. Sanatseverler için Kopenhag bir cennet. Çok sayıda müze ve sanat galeri leri var. Türkiye’den de eserlerin bulunduğu Glyptotek )glyptoteket.com), Siyah Elmas olarak geçen Kraliyet Kütüphanesi, heykeltıraş Thorvaldsen’ın heykellerinin bulunduğu müze bunlardan sadece birkaçı. Şehrin biraz dışında bulunan
The Litle Mermaid’i görmeden dönülmez tabii. Yıllardır oradayken nep şunu duyduk; gerçi hala duyarım: “Ama çok küçük”. Ve şöyle cevap verirdik; “Zaten ‘küçük denizkızı’, aksini söylemedik öl” Ve işte küçük denizkızımız ile tarihe geçecek bir anımız ve fotoğrafımız. Bu dergi için heyecan üstüne heyecan yaşıyoruz. Çünkü Istanbul t.ife çekimini yaptığımız gün 23’ü ve 23 Ağustos küçük denizkızımızın tam 95. doğum günü. Yani biraz sonra onun için başlayacak mükemmel kutlamalara rağmen, bizi kırmıyor ve benimle beraber poz veriyor: Teşekkürler küçük denizkızı. Nice yıllara”.
Dünyanın en eski monarşilerinden birine ev Sahipliği yapan Amelienborg Sarayı’nda Kraliçe Morgrethe Il, Eransız kocası ve ailesi ile yaşıyor.
Bisiklet ve trenle her yere gidilir
Eski bir saray olan Christiansborg, ülkenin parlamentosu olarak kullanılırken, bir başka saray Rosenborg’da ise kraliyet mücevherleri sergileniyor.
Danimarka bir bisiklet ve tren ülkesi hatta bsıkletinizi, çocuk arabanızı yani ne kadar yükünüz varsa hepsiyle trene binebilirsiniz. Ustelik her türlü özel indirimler mevcut tren yolculukloonda. Oğrenci, emekli, yaşJı,
genç, turist... Hangisi size uyarsa. Hala benim genç kartım var. Kopenhag havaalanına indiğim an, direkt indirimli biletimi alıp Odense’ye 1 ,5 saatlik sürecek olan yalculuğuma başlarım. Havaalanına ndiğinizde karşınıza hemen bir asansör çıkacak, üzerinde kocaman DSB yazar. Danimarka devlet demir yolları DSB diye geçiyor. Bu asansör sizi direkt peronlara indiriyor. Alandan trene bindiğinizde 1 0-1 2 dakika gib kısa bir sürede Kopenhag’ın göbeğinde oluyorsunuz. Yani tam Tivoli’nin karşısında. Tivoli ve Central Railway Station karşı karşıya. Diyelim ki Kopenhag’ı gezdiniz, bitirdiniz ve artık görecek yer kalmadı. Hemen bir trene atlayıp, lskandinavya’nın en önemli projelerinden biri olarak kabul edilen 16 kilometre uzunluğundaki Oresund Köprüsü’nü geçerek Isveç’in Malmö kentine sadece 35 dakikada ulaşabilirsiniz.
Yeme-içme kültürüne gelince; Kopenhag’da her çeşit mutfağa sahip restoran bulabilirsiniz. Ancak deniz mahsulleri konusunda uzmanlaşmış, olanları mutlaka deneyin. Kopenhag deniz mahsulleri çeşitliliği açısından (kabuklu ve kabuksuzl gerçekten çok zengin bir şehir. Ozellikle Nyhavn (Yeni Liman) bölgesinde yanyana sıralanmış birçok
deniz mahsulü lokantası bulabilirsiniz. Danimarka’ya ait bir başka spesiyalite ise ‘smörrebröd’ yani açık sandviçler. Magasin Du Nord, Illum gibi yerlerde en iyilerini bulabilirsiniz. ‘Smörrebröd’lerde yumurta, maydanoz, havyar, tereyağı, somon, kapari gibi sonsuz seçenekler var. Danimarka aynı zamanda pastry’si ile de çok meşhur. Danimarkalılar’ın alışkanlıklarından biri pazar sabahiarı kahvaltılarında ‘wienerbröd’ yemeleri. ‘Wienerbröd’, Viyana ekmeği anlamına geliyor. roniktir ki Danimarka’da ismi bu ama diğer tüm Avrupa ülkelerinde ‘Danish bread’ veya ‘Copenhagen bread’ deniyor. 1 840’lardan itibaren yenilen bu tarçınlı tatlı o zamanlar Kopenhag’da tam olarak bilinmiyor ama tahminen Viyanalı aşçılar tarafından yapılmış. Bu yüzden de Danimarkalılar bu adı vermiş. Ama diğer ülkelerde Danimarka’da yapıldığı için ‘Danish bread’ diyorlar. Ama ‘wienerbröd’ tutkusu sadece pazar sabahları ile sınırlı değil. Danimarkalılar günün her saatinde tatlı tüketebilirler, daha doğrusu tüketirdik. Danimarka’da 7’den 70’e herkesin günlük tatlı tüketimi için ayırdığı bir bütçesi vardır. Hatta birçok şirketin içinde en büyük giderlerden biri şirkete alınan tatlılardır.
Peki, ne mi içecekseniz? Carlsberg ve Tuborg’un ülkesinde tabii ki bira. Ama Kopenhag’da birçok restoranın zengin şarap kavlarını da unutmamak gerek.
Danimarkalılar’ı tanımlarken açık sözlü, tazlasıyla dürüst, eşitsizliğe ve haksızlığa tahammülü olmayan sıfatları kullanılabilir. Bunun yanına çalışkan, pozitit ve sosyali de eklemek gerekiyor. Çünkü Danimarka’da herkes böyle eğitiliyor ve böyle yetiştiriliyor, daha doğrusu öyle yetiştirildik. Özellikle bunda ‘Janteloven’in (Jante kanunlarının) katkısı çok ama çok tazla. Bana gerek Türkiye’de gerek yurt dışında hep kendimi nereye ait hissettiğimi sorarlar. Avrupa’nın birçok ülkesinde yaşayan bir, iki ve üçüncü kuşak gibi orada da burada da yabancıyız düşüncesi hiçbir zaman bana uymadı. Bunu dezavantaj gibi değil de tam aksine her zaman bir avantaj olarak gördüm çünkü. Asla kendimi arada sıkışmış ya da nereye ait olduğumu bilmeyen biri gibi hissetmedim. Bu iki kültürü çok iyi almış bir dünya vatandaşı olmayı tercih ettim. Orada aldığım eğitimi dünyanın her yerinde kullanabilirim düşüncesiyle çıktım dünya sahnesine. Ama bu paragrafa başlarken bana sık sorulduğunu söylediğim soruya cevabım: “Kuzey’in disiplinin, Akdeniz’in ise sıcaklığını ve heyecanını almışım” oluyor.
Iskandinav ülkeleri kendilerini çok iyi tanıyorlar ve yaşam stilleri ile eğitimlerini buna göre planlıyorlar. Iskandinav ülkelerinde konuşulan üç enteresan lisanı dünyada kendilerinden başka kimsenin kullanmayacağını bıldikleri için bize okulda yıllarca Almanca, Ingilizce, Fransızca ve diğer lskandinav lisanlarını da öğretiyorlar. Bu yüzden Danimarka’da insanların çok lisan bildiğini duyabilirsiniz. Yazımın en başında da yazdığım gibi dünyanın en güzel şehrinde ve ülkesinde yaşıyorum, eşim Mehmet ile birlikte. Ama her yurt dışı çekimimden dönerken Türkiye’ye adım attığım an midemde kelebekler uçuşuyor gibi hissediyorsam; dünyanın hiçbir yerinde içtiğim çay, çay gibi gelmiyorsa ve Boğaz’da bir an önce ince belli bir bardakta çay içmek için can atıyorsam sanırım cevabım belli
 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Kopen hag-Odense turu

En Çok Okunan

 

 

Anket

Ramazan Bayramında tatile çıkacak mısınız ?







Tüm Anketler

 

kaliteli turlar, kültür turları ,mavi turlar ,yat turları ,özel turlar,treking
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Web Stats 

Tur şirketleri ile ilgili bilgilendirmeler içeren www.turu.gen.tr sizlere ücretsiz tatil ve tur bilgileri sunmaktadır. site kuralları ölüdeniz: ölüdeniz
Bayram tatil tur fırsatları ,Ucuz otel ve turlar ile ilgili ayrıntılı bilgiler, tatil rehberleri sitemizde yer almaktadır. bayrak

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi

tur şirketleri reklam alanı